• +533 460 2412
  • This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
  • 7/24
  • Nazi Almanyası'ndan Kaçan Matematikçiler: Kaderleri ve Küresel Etkileri

    Evet, büyük gün geldi çattı. Yani "Werner Romberg Türkiye'de" adlı makalemde durumu açıklamıştım. Hemen bir özet geçmem gerekirse, Atatürk'ün 1933'teki Üniversiteler Reformu sırasında Nazi Almanyası'ndan kaçan bilim adamları Türkiye'ye gelir. Bu, Atatürk için eşi bulunmaz bir fırsattır ve hemen akademisyenlerin müracaatlarını kabul eder. Buraya dikkat: Almanya'da istenmeyen Musevi akademisyenleri sadece Türkiye kabul ediyor. Çünkü diğer ülkeler Hitler korkusu yüzünden reddediyor. Amerika bile (Bkz. "Atatürk dünyanın korktuğu Hitler'e nasıl meydan okudu?"). Fakat 1 yıl sonra aklı başına gelen Hitler, Atatürk'ten Yahudi bilim adamlarını geri istiyor. Diyor ki, "Gönderin onları bana, ben size daha iyisini göndereceğim!". Tabii ki Türk Hükümeti göndermiyor, ama Hitler son ana kadar uğraşıyor. Hatta 1940'larda Gestapo'yu gönderiyor. Onlar da aynı istekte bulunuyor: "Onları gönderin!". Ancak Türk Hükümeti bunlara da dayanıyor ve yine göndermiyor (Bkz. "Hitler istedi ama Atatürk Yahudi profesörleri vermedi").

    Almanya'dan kaçan bilim adamlarından bir kısmıyla Zürih'te "Yurtdışındaki Alman Bilim Adamları Yardım Cemiyeti" adlı bir dernek kurulur ve başına Philip Schwartz getirilir. Schwartz'ın teklifiyle Göttingen Üniversitesi'nden matematikçi Richard Courant, matematikçi ve fizikçi Max Born (Nobel ödüllü) ve fizikçi James Franck (Nobel ödüllü) Türkiye'ye gelir. Üçü de Göttingen Üniversitesi'nden arkadaştırlar ve ağır toplardırlar. Bunlardan Richard Courant İstanbul Üniversitesi'nde Uygulamalı Matematik Enstitüsü için bir rapor hazırlar ve raporun sonunda enstitünün, özellikle matematik ve fizikte, birkaç yılda Avrupa standartlarına getirmenin mümkün olmadığını söyler. Bunun üzerine Türk Hükümeti enstitünün başına dünyaca ünlü birinin getirilmesinde ısrar eder. Richard Courant, Berlin'deki Uygulamalı Matematik Enstitüsü yöneticisi 50 yaşındaki Richard von Mises'i teklif eder. Von Mises, 1933-1939'da burada görev yapar ve 1943'te evleneceği Berlin'deki asistanı Hilda Geiringer'in de 1934-1939'da burada görev yapmasına neden olur. 1940'ta Almanya'dan gelenlerin ayrılması üzerine yerlerine genç elemanlar gelir. Örneğin, 1941'te Geometri Kürsüsü'ne Patrick Du Val gelir ve 1949'a kadar görev yapar. Cebirsel bir yüzeyin "Du Val tekilliği" kavramı ondan sonra adlandırılır. Aynı şekilde, Cahit Arf, Helmut Hasse'den ayrılıp İstanbul'a döndükten sonra kuadratik formlara çalıştı ve "Arf Halkaları, Arf Kapanışı, Arf İnvaryantı" adıyla anılan yeni keşiflerde bulundu. Yani İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü'ndeki kıpırdanmalar tam da Almanlar'ın ayrılmasıyla birlikte başladı (Bkz. "İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü Tarihçesi").

    Werner Romberg geliyor!

    Werner Romberg (1909-2003) ülkemize gelmiş değil; çünkü onun hikayesi farklı. Romberg 1933'te Nazi zulmü nedeniyle Münih'ten Dnipro'ya kaçar. Fakat Hitler, 12 Mart 1938'te Avusturya'yı ilhak edince dikkatini şimdiki Çekya'ya yöneltir, dolayısıyla Mayıs 1938'de Oslo'daki arkadaşı Hylleraas'a yardım edebilmek için Varşova'dan Prag'a geçer. Ancak Hitler'in Münih Antlaşması nedeniyle burayı da işgal edeceğini anlayınca 20 Kasım 1938'te de Prag'tan Oslo'ya uçar. Hitler'in durmaya niyeti yoktur. Nitekim Weserübung Operasyonu 9 Nisan 1940'ta devreye sokulunca Oslo da saldırılardan nasibini alır ve bu yüzden Oslo'dan Upsala'ya kaçar. 1940-1944 arası burada kalır ve 1944'te Oslo özgürlüğüne kavuşunca geri döner. Burada Hylleraas'ın asistanı olarak resmi bir pozisyon alır ve 1947'de Norveç vatandaşı olur.

    Daha sonra Norveç Bilim ve Teknoloji Enstitüsü Tröndheim'da olduğundan buraya yerleşir ve orada kuzey ışıkları altında Nümerik İntegral'deki o ünlüyü katkıyı yapar. DKNVS, bu ünlü katkıyı yazar. 14 Şubat 1955'te yapılan toplantıda sunum görevi NTH'deki (ki şimdi NTNU) Matematik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sigmund Selberg'e verilir ve 28 Nisan 1955'te de Komisyon Başkanı F. Bruns Bokhandel'in onayıyla, "Vereinfachte numerische Integration (Basitleştirilmiş Nümerik İntegral), Norske Vid. Selsk. Forh. (Trondheim) 25 (1955) 30-36" adıyla tüm dünyaya duyurulur.

    Şimdi Romberg'in bu tezine takla attıran çalışmayı aşağıdaki dosyamda bulabilirsiniz. Bakın bakalım, Romberg Türkiye'ye gelmiş mi?

    Romberg İntegrali Kronolojim 3:

    Bölüm 1: Trapez Metodu'nun Geometrik Yorumu ve Sonuçları, S. 1-19.

    Bölüm 2: Romberg Metodu'ndaki Algoritmalar İçin Ekstrapolasyonlar, S. 20-33.

    Bölüm 3: Matematik Programları ve Demoları, S. 34-39.

    Bölüm 4: Ekler, S. 40-58.

    Not: Dosya boyutu 29081 KB olduğundan Microsoft Edge açmaya çalışırken çöker. Yani büyük boyutlu PDF dosyalarında Microsoft Edge'te çökmeler yaşanıyor. Buna göre büyük boyutlu PDF dosyalarını gözatıcıda okurken Chrome ve Microsoft Explorer'ın kullanılmasını tavsiye ederim!

    Ben size ne demiştim; Romberg'i Türkiye'ye getireceğim. Çünkü 2016'dan bu yana biricik amacım bu idi!

    GÜNCELLEME

    11.02.2020, 11:00.

    Bu kronolojik çalışmamı 21 Ocak 2020'de yayımlamıştım, ama Werner Romberg'in 5 Şubat 2020'de 17. Ölüm Yıldönümü sözkonusu olunca bu sefer daha yetkin bir çalışma içine girmek zorunda kaldım.

    Romberg ve BenSolda Romberg (Aralık 1988) ve sağda ben (İstanbul Arkeoloji Müzesi, M.Ö. 1-M.S. 1. yy. Roma Heykelleri Bölümü, 23.07.2005, 15:10). Yani bu görüntüm, Romberg İntegrali Kronolojim 3'te sözüne ettiğim E-ATA 1 Algoritmaları'nı yazdıktan, özellikle Tablo 2.4'te geçen tarihten 2 yıl sonraki halimdir. Posseidon'un ayıplı bölgesini RTÜK gereği kapattım.

    Güncellemeye sadece "1.7.3 Romberg'in Örnekleri"ni ekledim ve bir Önsöz yazdım. Bunun dışında, Romberg İntegrali Kronolojim 3 adlı PDF dosyam güvenlik nedeniyle tüm işlemlere kapalıdır; sadece yüksek çözünürlüklü yazdırma işlemini yapabilirsiniz ve bu dosya 59.2 MB olduğundan Microsoft Edge ile açmanızı önermem. Çünkü çöküyor. Bunun dışındaki bir gözatıcı (Microsoft İnternet Explorer, Mozilla Firefox, Google Chrome vb.) ile açmanız gerekir!

  • Iron Maiden'ın "Powerslave" albümünün kapağı. Onlar 35 yıldır dünya turunda bu parçayı söylüyorlarmış ama ben hala dinliyorum ve bu çalışmamda benim için itici bir güç oldu.

    "KHUFU'nun Sarkofajının Defin Odaları'ndaki ve Piramitteki Konumları" adlı çalışmamın TESTO'sunu vereceğimi söylemiştim. Çünkü TAVOLE'deki ölçümlerin ne anlama geldiği ancak bu sayede anlaşılmaktadır. Kaldı ki ne Petrie'de, ne İtalyan mimarlarda (Maragioglio-Rinaldi) ve ne de diğer yer ölçümcülerin kitaplarında böyle bir birliktelik (TAVOLE'deki her bir ölçümün açıklandığı TESTO) yoktur. Bir tek Smyth hariç. Çünkü onun kitapları dört dörtlük bilimseldir. Hem çizimleri yetkindir, hem de kitapları mükemmel bir bilimsel anlayışta yazılmıştır. Yani Smyth'ın kitaplarında bir tek ölçüm hakkında soru soramazsınız. Çünkü o, her sorunuzu yanıtlar nitelikte bilimsel olarak yazmıştır. Oysa aynı şeyi diğerlerinde görmeniz mümkün değildir!

    İşte ben de Smyth'ın kitaplarını okuya okuya, çalışa çalışa, araştıra araştıra vs. ondaki bilimsel anlayışı edindim ve bunun örneklerini "KHUFU'nun Sarkofajının Defin Odaları'ndaki ve Piramitteki Konumları-TESTO" adlı çalışmamda görebilirsiniz. Orada "GÜNCELLENMİŞ KHUFU'nun Sarkofajının Defin Odaları'ndaki ve Piramitteki Konumları-TAVOLE"deki herbir ölçüm en ince ayrıntısına kadar açıklanmıştır. Sözkonusu bu son AUTOCAD dosyasındaki her şey ölçeklidir ve bir öncekinin güncellenmiş şeklidir. Çünkü işin detayına inildiğinde ilkinde bazı hatalar vardı. İşte bu yüzden hem çizim (TAVOLE) hem de metin (TESTO) olarak bu tür bir çalışmanın ortaya konulması gerekliliği ortaya çıkıyor. Çünkü çizimdeki hatalar ancak metin olarak ortaya konulduğunda anlaşılmaktadır. Ama her ikisinin ortaya konulmasına rağmen yine de hatalar çıkmıyor değil. Bu hatalar genellikle doğru yapılmayan ölçümlerde ya da iyi teorize edilmeyen çalışmalarda çıkar. Bu konuda çalışmalarıma güveniyorum. Bununla birlikte hata olabilecek yerleri çalışmalarımda belirttim. Özellikle Kraliçe Odası'nın boyunun yeniden ölçüsünün alınması gerektiğini belirttim. Odayla ilgili gerekli bilgileri TESTO'da verdim. Yani orada odanın tabanının sorunlu olduğunu ve Petrie'nin maksimumdaki (güney tabanında) 227.61 BI'lik ölçümüne dikkat çektim. Çünkü inanılan şey, odanın boyunun 11 RC olduğu idi ve hiç kimse, Petrie'nin 227.61 BI ölçümünün ne anlama geldiğini geldiğini sorgulamıyor, dolayısıyla peşinde koşmuyordu. Fakat TESTO'daki Teorem 4.6.1, bunun gerçekten peşinde koşmamız gerektiğini söylüyor. Öyle ki Petrie'nin kendisi bile bu gerçekten habersiz idi. Çünkü o sadece ölçümlere itibar ediyordu. Ancak ne var ki piramitteki yapılar bir plana göre yapılmıştı ve bunlara erişilmesinde teorilerin kullanılmasından daha doğal bir şey olamazdı. İşte Petrie'nin gözden kaçırdığı nokta bu idi! Yani ölç ölç ama nereye kadar: Gerçeği mi keşfetmeye yoksa ölçümlerden bir sonuç çıkaramayıp sonsuz bunalıma girmeye mi?

    Petrie'nin bu davranışı affedilir gibi değil ve bu yüzden piramitteki araştırmalarda daha çok Smyth dikkatimi çeker. Onun John Taylor'dan aldığı Pi Teorisi'ni inceledim ve sonuçlarını TESTO'da yazdım. Peki neden? Çünkü Smyth da aynı şeyi yapmıştı: John Herschel'in (gökbillimci William Herschel'in tek ve oğlu) Büyük Piramit'teki Azalan Koridor'un kutup yıldızını (Thuban) gösterdiğine ilişkin hipotezini incelemişti (Y.N. William Herschel Üranüs'ü keşfederken Smyth da Ceres'i keşfetti). Fakat Smyth'ın en çok övündüğü çalışması, Büyük Piramit'te π'yi tam anlamıyla keşfettiği, dolayısıyla Tanrı'nın Taştaki İzini'ni bulduğuna ilişkin çalışmasıydı. Bunu "Π Kartuşu"nda görebilirsiniz.

    Π Kartuşu

    Π kartuşunun içindeki sol tarafta "KHUFU" adı hiyeratik olarak yazılmış ve onun üzerinde piramiti çizilmiş; piramitin tepesinde de π yazılıdır. Bu, Smyth'ın en çok övündüğü çalışmasını gösteren semboldür. Piramitin sağ tarafında ise Smyth ve eşinin temsili bir çizimi var. Smyth orada bir teleskopla piramitin tepesindeki π'yi gözlemliyor. Onun sağ tarafında açılmış bir kilit ve onu açan bir anahtar var. Bu da, KHUFU'nun adının altındaki kilidi açtım yani piramitteki π'yi çözdüm, daha ötesinde Tanrı'nın Mesajı'nı gördüm demektir. En sağda da Smyth'ın  bu çözümü nasıl yaptığını anlatan temsili bir belge görülüyor.

    Gerisi size sürpriz olsun. Ama biri için gerçekten de sürpriz olacak!